Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

2 Temmuz 2012 Pazartesi

Zorlaştırmaya değil ; kolaylaştırmaya bakın!


Büyük hedeflerin altında ezilmek istemiyorsanız işin kolayına kaçın! Önce hedefinizi küçük parçalara ayırın. Sonra ’kolay olacak’ deyip küçük hamlelerle yapılacaklar listesini kolaylayın. İşte büyük zorlukları kolayca aşmanın yolu… Birçok insanın hayatında büyük hedeflerin karşısında ezildiğini gördüm. Örneğin, üniversite sınavında Türkiye’nin en büyük okullarına girmeyi en baştan hedef olarak seçen, ama sınav sonuç kâğıdı geldiğinde bu hedefe çok az dahi yaklaşamamış öğrenciler tanıdım. Bu öğrenciler, hedeflerinde samimiydiler, ama büyük hedeflerini erişilebilir küçük hedeflere bölmeyi unutmuşlardı.

BÜYÜK ZORLUKLARI KOLAYCA AŞMAK

Ağzımdan hiç düşürmediğim sözlerden bir tanesi, ’Kolay olacak’ sözüdür. Özellikle insanların tamamen yapılamaz gördüğü birçok iş karşısında hemen ’kolayca yaparız’ derim. Sonunda insanlar şaşırarak bu işin kolayca yapılmasına da şaşırırlar. ’Kolayca yaparız’ sözünü seçmemin birkaç sebebi vardır. Öncelikle ’Kolayca yaparız’ deyince, kendimi programlamış olurum. Aklım artık o işi yapmanın kolay bir yolunu bulmak üzere akışkanlaşır. Ama o iş için ’çok zor’ diyecek olursam, aklım ya da ekip arkadaşlarımla aklımız kilitlenir. Onun için ’kolayca yaparız’ sözü, şaşırtıcı bir şekilde işi basitleştiren bir araçtır. Kendini gerçekleştiren kehanet diye bir söz vardır. İşlerin olumsuz gideceğine inanan insanların işleri ters giderken, işlerin iyi gideceğine inananların işleri rast gidiyor. Çekim Yasası isimli meşhur kitapta anlatılanlar yüzünden değil ama… Olumlu bir tavır içinde olanlar olumlu iletişim kuruyor, kendilerini özgüvenli ve rahat hissediyor, harekete geçiyor ve sonuç alıyor. Allah kendi hedeflerine inananlara yardım ediyor.
Büyük hedef / büyük zorluk / büyük problem konusuna dönecek olursak, çok büyük bir sorunu bir hamlede çözemeyiz. Örneğin bir Türk’ün Harvard Üniversitesi gibi bir okulda mastera kabul edilebilmesi, büyük bir hedeftir. Çünkü dünyanın en iyi üniversitesi kabul edilen bu okula başvurularda büyük bir rekabet vardır. Rekabetin yanı sıra Amerika’da bir üniversiteye kabul edilmek için TOEFL, GMAT, GRE gibi sınavlarda yüksek skor almak gerekir. Aynı zamanda bu üniversiteye kabul edilebilmek için iyi bir başvuru mektubu / gerekçe hazırlamanız gerekir. Elbette kabul bölümünden bir hocanın / uzmanın güvenini önden kazanmak da önemlidir. Bunun yanı sıra eğer burs alma imkanı yoksa masterın ve konaklamanın nasıl finanse edileceği sorunu da çözülmelidir. Tek başına Harvard Üniversitesi’nde master ya da lisans yapmak büyük bir hedeftir ve insanı bu iddia ezebilir. Ama bu hedefi, yukarıda tanımladığım küçük hedeflere bölmek, büyük hedefi erişilebilir kılar. TOEFL denilen İngilizce sınavında 100 ve üzeri skor almadan Harvard kabul süreci başlamıyor. Öyleyse en önce TOEFL sınavında başarı konusunu, erişilebilir küçük hedeflere bölmek gerekiyor. Ardından adım adım büyük hedefe doğru ilerleniyor. Büyük hedeflere ulaşmada danışmanlık almak da çok önemli. O yollardan geçmiş insanlar, iyi bir yol tarifi yaparken, gerekli olanların altını çiziyor ve gereksiz çabalardan da uzak durmamızı sağlıyor.
Büyük hedeflere küçük ve istikrarlı çabalarla ulaşılıyor. İster maraton olsun, ister 100 metre yarışı olsun, bütün yarışlar küçük ve sürekli adımlarla kazanılır. Her alanda başarılı insanların hayat hikâyelerini incelediğimde, her birinin onlarca yüzlerce projeye kendi hayatlarını harcadıklarını gördüm. Büyük projeler konusunda en kritik girdiyi birçok örnekte, son büyük projesinden 10 yıl önce yaptığı bir projedeki tecrübesinin ya da uzmanlığının katkı yaptığını gördüm. Dolayısıyla yaşamlarının her döneminde kendine göre büyük ve uzun süren bir projeye zaman harcayanlar, gelecekte yapacakları daha büyük bir projenin önemli bir tuğlasını oluşturuyorlardır.
Yazan : Melih Arat / Zaman


1 Temmuz 2012 Pazar

Biraz da kişisel gelişim :)

Sabır, ferahlığın anahtarıdır!



İnsan yürekten ne ister ise o olurmuş” cümlesinin bir kez daha ne kadar doğru olduğuna şahit oldum. Üniversiteyi açıktan okurken iş aramaya başlamıştım. Benim hep hayalim bir havalimanında çalışmaktı. Oraya her gittiğimde, oradaki çalışanların ne kadar şanslı olduğunu düşünüyordum ve kendime dedim ki “sende bir gün burada çalışacaksın.” Asıl şansı kendimizin yarattığının farkında değildim o günlerde!
Bir sürü iş başvurusundan sonra ardı arkası gelmeyen bekleyiş ve umut yitirmeler yaşadım. Hayatta hiç bir şeyin, zorluk çekmeden elde edilemeyeceğini yavaş yavaş anlamaya başlamıştım. Her ne kadar bu durum benim için çekilmez bir hale gelmeye başlasa da “bunda da bir hayır vardır” diyerek kendimi telkin ediyordum. Sonra bir ajansta part-time olarak işe başladım. Yaklaşık 3 sene böyle sürdü. Ve ben bu zaman zarfında okulumu bitirdim. Havalimanına giderek o çok istediğim iş için başvuruda bulundum. Sınavlarına girdim, mülakatlarına katıldım ve sonuç olarak bana açık pozisyon olduğunda haber vereceklerini söylediler. Ve ben yine büyük bir hayalkırıklığı ile elim boş döndüm.

Artık başka bir yerden başlamam gerektiğine inandım, o yitirdiğim umudumu tekrar yeşertmeye karar verdim. Aynı zamanda ingilizce kursuna başladım ve bir turizm acentesiyle görüşmeye gittim. İlk mülakat olumlu bir şekilde geçti ve ben bunun mutluluğu ile aynı zamanda rahatlığıyla başka firma mülakatlarına gitmedim. Ama benim sandığım ve beklediğim gibi olmadı sonuç. Yine umut yitirmeler başlamıştı. Ama bu sefer yılmadan benim istediğim olacak dedim ve o turizm acentesine 2 ay aradan sonra tekrar başvurdum ve mülakata yine çağırıldım. Aslında tekrar başvurmamın nedeni kendimi kendime ispatlamaktı ve sonuç bu sefer ben kazandım. Eğitimler, işe alışma derken 1 ay sonra bu işin benim istediğim iş olmadığına karar verdim ve o işten ayrıldım, mutsuz olduğum yerde daha fazla çalışmak istemedim. Aslında iç savaşımı kazandım diyebilirim bir anlamda.
İşten ayrıldıktan 1 saat sonra benim o hayallerimi süsleyen havalimanından aradılar. Ve ben yürekten bu kadar istemenin, sabrın yüceliğini, inanmanın ve doğru insan isen Yüce kudretin her zaman yanında olduğunu gördüm. Ne güzel söylemiş Mevlana “Sabır, ferahlığın anahtarıdır.”


Kaynak : http://www.kendinigelistir.com/sabir-ferahligin-anahtaridir/#ixzz1zNw7ZfP8